Bu Blogda Ara

22 Aralık 2013 Pazar

Altan Çetin Röportajı


“Yalanın Batsın”, “Bebek, “Bence Talih”, “Kırmızı”, “Acele Etme”, "Telafi”, “Tabii Tabii” ve daha niceleri… 

Türk popunun 2000’li yıllarına damgasını vurmuş şarkıların bestecisi Altan Çetin’le Beylerbeyi’ndeki stüdyosunda ‘80’lerde piyanist şantörlükle başlayan müzik yolculuğunu ve ‘hit’ şarkı yazmanın püf noktalarını konuştum. 

16 Aralık 2013 Pazartesi

Türk Türk'e Eurovision ya da Kısaca Türkvizyon


Eurovision’dan neden çekildik; asıl sebep neydi, öne sürülen gerekçeler inandırıcı mıydı, yoksa altında başka bir çapanoğlu mu vardı tartışmalarını bir kenara bırakalım. Neden katılmalıyız, katılmasak ne kaybederizi de geçin bir kalemde. Şimdi başka bir gündemimiz var. Nur topu gibi bir alternatif Eurovision’umuz oldu. 


Adı Türkvizyon konulan bu yeni yarışmaya boşuna alternatif Eurovision demedim. Zira yarışmanın resmi internet sitesinden açıklamalarda da formatın Eurovision’dan esinlenildiği gizlenmiyor. Birçok detay da Eurovision formatına çok benziyor. En büyük fark ise Eurovision, Avrupa Yayın Birliği’ne mensup ülkelerin katıldığı bir yarışma iken, Türkvizyon’un çoğunlukla Türklerin yaşadığı ya da Türkçe konuşulan ülkelerin katıldığı bir yarışma olması. Bu sebeple de ülkeler yarışmaya kendi dillerinde veya Türkçe bir şarkıyla katılabiliyorlar. 

Azerbaycan'ı "Yaşa" adlı şarkıyla temsil edecek olan Ferid Hasanov.
Bu sene ilk kez düzenlenecek yarışmaya Türkiye ev sahipliği yapıyor. Yarışmanın amacı ise yine aynı internet sitesinde şöyle açıklanmış:

“Türkvizyon Şarkı Yarışması'nın amacı, Türk dili konuşan halklar ve ülkeler arasında dostane ilişkiler kurarak, ortak müzik kültürünü, dilini, sanatını, gelenek ve göreneklerini araştırarak ortaya çıkarmak, geliştirmek, korumak, gelecek kuşaklara aktarmak ve kalıcı kılmak amacıyla Türksoy'un almış olduğu bu misyon üzerinde kültürel ve sanatsal etkinlikler yaparak, kültürel birliği ve dayanışmayı sağlamaya çalışmak Türk dünyası barışına, uygarlığına ve sanata katkıda bulunmaktır.

Tataristan'ı "Üpkelemim" adlı şarkıyla temsil edecek olan Alina Şaripjanova.
Türk kültürünün sevgi, hoşgörü ve akılcılık ilkelerine dayandığının bilinci içinde, Türk kültürünün uluslararası düzeyde benimsenmesine, yaygınlaştırılmasına çalışmak, bu yolda uygarlığa, Türk dünya barışına ve insan haklarına hizmet etmektir.

Türk dünyası halklarının ortak geçmişini, tarihini, dil ve edebiyatını, kültür ve sanatını bir bütün halinde ele alarak güçlendirmektir.

Ulusal tarihi, ana dili, edebiyatı, kültür ve sanatı, gelenek ve görenekleri gelecek kuşaklara aktarmak için ortam hazırlamaktır.

Kazakistan'ı "Birlikpen Alğa" adlı şarkıyla temsil edecek olan Rin'Go Grubu.
Uluslararası ilişkilerde yeni dengelerin kurulmasını göz önüne alarak, bölge ve Türk dünyası çapında yeni kültürel yapılaşmayı desteklemek amacıyla planlanan büyük bir müzik yarışması düzenlemektir.”  

Bu şatafatlı ve epeyce idealist cümlelere bir itirazımız yok. Zira 1956 yılında ilk kez hayata geçirilirken Eurovision da benzer bir misyona sahipti. “Ortak Avrupa kültürünün inşası” diye bir ifade vardı hatta yarışmanın amaçları arasında. Fakat açıklamanın son paragrafındaki “uluslararası ilişkilerde yeni dengeler” ibaresini de es geçmemek lazım. “Madem Avrupa Birliği bizi bağrına basmak için kılı kırk yarıyor, engel üstüne engel çıkarıyor; biz de kendi birliğimizi kurar, Avrupa’ya nanik yaparız,” gibi bir alt metni okumak için siyaset bilimci olmaya gerek yok.
“Peki ama hani biz Eurovision’un en çok siyasetinden şikayetçiydik?” diye bir soru geliyor insanın aklına ister istemez. Neyse ne, o kadarına biz sıradan yarışma meraklılarının aklı ermez. Biz yarışmamıza bakalım.

Beyaz Rusya'yı "Son Hatıralar" adlı şarkıyla temsil edecek olan Gunesh Abbasova.
Bu arada yukarıdaki açıklamada bahsi geçen Türksoy’un Türk dili konuşan ülkelerin kültür ve sanat alanlarında işbirliğini sağlayan, üye ülkelerin yönetimine, iç ve dış politikalarına karışmayan uluslararası bir teşkilat olduğunu da belirteyim. Türksoy teşkilatının ev sahibi ülkesi Türkiye, resmi dili Türkçe, yönetim merkezi ise Ankara'da imiş.

Türkvizyon yarışmasına bu yıl 24 ülke/özerk bölge katılıyor. Bu ülkeler Altay Cumhuriyeti, Azerbaycan, Başkurtistan, Beyaz Rusya, Bosna Hersek, Çuvaş Cumhuriyeti, Gürcistan, Kabardino-Balkarya & Karaçay-Çerkesya, Kazakistan, Kırgızistan, Kırım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Makedonya, Gagvuzya, Özbekistan, Romanya, Rusya, Uygur Özerk Bölgesi, Tataristan, Türkmenistan, Ukrayna, Saha Yakutistan ve Türkiye. Ne yalan söyleyeyim; bazı ülkelerin bırakın müzikleri hakkında bir fikir sahibi olmayı, adlarını bile ilk defa duydum. Zaten yarışmanın amacı da bu değil mi? Bu yarışma sayesinde bu ülke adlarını da ezberimize alacağız demek ki.

Bosna Hersek'i "Ters Bosanka" adlı şarkıyla temsil edecek olan Emir - Forzen Camels & Mirza
Beyaz Rusya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Makedonya gibi bazı ülkelerin Türkçe şarkılarla yarışacağını da ekleyeyim.

Yarışma ile ilgili bugün (16 Aralık 2013) Eskişehir’de bir basın toplantısı yapıldı. Neden Eskişehir derseniz, 2013 yılı Türk dünyası kültür başkenti olması vesilesiyle yarışma Eskişehir’de düzenleniyor çünkü. Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, basın toplantısında Türkvizyon’un Eurovision’a alternatif bir yarışma olmadığını söylemiş ve şöyle devam etmiş: “Çünkü Eurovizyon’un kendine has kuralları var biliyorsunuz. Ama müzik yarışması her zaman ülkeler arasında daha kapsamlı, geniş kapsamlı yapılabilir. Hukuki anlamda sıkıntı çıkartmayacak şekilde müzik yarışmasının yapılmasında bir mahsur yok. Biz Kültür Başkentliği uygulaması yapıyoruz. Bu Kültür Başkentliği uygulaması her sene bir başka ülkeye devir olacak şekilde yapılıyor ve Kültür Başkenti olan ülke bunu yapıyor. Eurovizyon’da biliyorsunuz o sene kim kazanırsa bir sonraki sene yarışma o ülkede yapılıyor. Bizde öyle bir şey söz konusu değil. Mesela önümüzdeki sene Kazan Kültür Başkenti, bu yarışma seneye orada yapılacak. Burada maksat birinci olmak falan değil, burada maksat Türk Dünyası’nın bir araya gelmesidir”

Kırgızistan'ı "Kaygırba" adlı şarkıyla temsil edecek olan Çoro.
Valinin konuşmasındaki “hukuki anlamda sıkıntı çıkartmayacak” ifadesi, yarışmanın neden Eurovision’a alternatif olarak gösterilmemesi gerektiğini açıklıyor aslında. Formatın birebir kopyalanması hukuki olarak sorun yaratabilir. Yoksa bal gibi alternatif olsun diye düzenlendiği ortada. Bu arada bizzat içeriden aldığım bilgilere bakılırsa, yarışmayı teknik anlamda Eurovision’la kıyaslamak için epeyce iyimser olmak gerekiyormuş. Doğrudur. Eurovision’daki yüksek bütçenin getirdiği teknik imkânların ve organizasyonu üstlenen ülkelerin gövde gösterisinin yanından geçmek bile kolay değil. Türkvizyon’un çok daha mütevazı olacağı aşikâr.
Gelelim Türkiye’yi bu yarışmada kimin temsil edeceğine…

Kırım'ı "Dağların Elları" adlı şarkıyla temsil edecek olan Elvira Sarıhalil.
İlk Türkivizyon yarışmasında Türkiye’yi temsil ederek müzik tarihine geçecek grubumuzun adı Manevra. Adı sanı duyulmamış demek yanlış olur; amatör bir grup da değil ama henüz albüm çıkarmamış bir grup ve bu nedenle de ismi kulağınız tanıdık gelmeyebilir. Öğrendiğime göre TRT yarışmanın organizasyonuna yaklaşık bir ay önce dahil olmuş ve böyle olunca da diğer ülkelerin yaptığı gibi bir yerel final yapma şansı kalmayınca, Eurovision’daki gibi doğrudan görevlendirme yapılmış. TRT Müzik Dairesi, belli ki dedikodu ve şaibelerin önüne geçmek maksadıyla, adı pek de bilinmeyen bir temsilci aramış ve Manevra’yı uygun görmüş.  


Manevra aslında 2001 yılında kurulmuş çalan bir grup. İlker Sipahi, Ekrem Yıldırım ve Fatih Konka’dan kurulu grup, 2006 yılında İlker Sipahi’nin 4 Yüz grubuna dahil olmasıyla çalışmalarına ara vermiş. 4 Yüz dağıldıktan sonra İlker Sipahi bir de solo albüm yapmıştı hatırlarsınız. 2011 yılında ise Manevra tekrar bir araya gelmiş ve sahneye çıkmaya başlamış. Son dönemin sevilen dizilerinden Güneşi Beklerken için yaptıkları şarkılarla bir dinleyici kitlesi edinen Manevra, bu vesileyle yakın bir zaman önce Beyaz Şov’da da boy göstermiş. İlk albüm çalışmaları için Avrupa Müzik’le anlaşma imzalayan grup, TRT’ye önerdiği iki şarkıdan biri olan “Sen, Ben, Biz”le Türkvizyon’da Türkiye’yi temsil edecek. Meraklısı için ekleyeyim: Şarkının sözleri İlkay Sipahi, Fatih Konka ve Cengiz Erdem tarafından yazılmış, bestesi ise İlkay Sipahi ve Fatih Konka’ya aitmiş.


Yarışma iki aşamada yapılacak. 19 Aralık Perşembe gecesi (Türkiye saati ile 18:30’dan itibaren) yapılacak yarı finalde 24 ülke yarışacak ve 12’si finale kalacak. 21 Aralık Cumartesi gecesi (Türkiye saati ile 18:30’dan itibaren) ise bu 12 ülke birincilik için yarışacaklar. Yarışmada büyük ödülün galibi yirmi bin Euro ve 150 gram ağırlığındaki altın heykelcikle ödüllendirilecekmiş. Onun ardından sıralanacak olan 3 yarışmacı ise onar bin Euro tutarında para ödülü alacakmış.

Bu yarışma sahiden Eurovision’a alternatif olur, bizi onun oyaladığı kadar oyalayabilir, gündem teşkil edebilir mi, en önemlisi de Eurovision kadar uzun ömürlü olabilir mi, tüm bunları zaman gösterecek. Şimdilik bize düşen organizasyonu gerçekleştireceklere ve yarışmada bizi temsil edecek Manevra başta olmak üzere bütün yarışmacılara bol şans ve kolaylıklar dilemekten ibaret. 

ARALIK 2013

11 Aralık 2013 Çarşamba

Of Deme Oh De; "Oh Oh" De!

Berksan'ı 2003 yılından bu yana tanıyoruz. O zamandan bu zamana hafif, uçucu, eğlenceli, "çilek" tadında şarkılar yazan ve söyleyen, 2000'li yıllar erkek Türk pop şarkıcısı klişeleriyle yürüyen bir şarkıcıydı. Geçtiğimiz yaz Hande Yener'e vediği "Ya Ya Ya Ya" ile "hit" şarkı yazarı kategorisine terfi edebilmek için önemli bir adım attı. Yakındır bir çok şarkıcının Berksan'ın kapısını aşındırmaya başladığını duyarız. Çünkü söz ve müziği yine kendisine ait ve de bu defa kendisinin seslendirdiği "Oh Oh", müzik dünyasının ve dahi dinleyicilerin depresif şarkılara meylettiği bu kış döneminde, eğlenceli dans şarkıları klasmanında prim yapacak gibi gözüküyor. 


Böylesi şarkılarda sözlerde bir hikâye, mantık, anlamlı bir kurgu filan aramak yersiz. Dünyada da örnekleri çok. "Oh Oh"u ilk duyduğumda ister istemez aklımdan yıllardır duyduğumuz/dinlediğimiz "Oh Oh" lu şarkılar şöyle bir geldi geçti. Gelin, birlikte hatırlayalım.

Bilinen en meşhur "Oh Oh"lu şarkı, Michael Zager Band'in 1978 çıkışlı "Let's All Chant" adlı şarkısı.Disko müziğinin tüm dünyada fırtına gibi estiği o yıllarda kıyametler koparmış, dilden dile dolaşmış bu şarkı Türkiye'de de çok sevilmişti. Sözler haliyle saçma sapan ama tekrarlar çok akılda kalıcı, çok eğlenceli. O yılları hatırlayanlar kadar hiç yaşamamışlar da bu şarkıya aşinadır bizim memlekette. Sebebi ise Kemal Sunal'ın 1979 yılında Osman Seden tarafından çekilmiş "Dokunmayın Şabanıma" adlı filminin disko sahnesinde bu şarkının kullanılmış olması. 


"Let's All Chant"le dünyada esen "Oh Oh" rüzgârının etkisi aynı yıllarda Türkiye'de de kendini gösterir. Önce Baha Boduroğlu, Güzin, Ercan Turgut, Fikret Arslan, Gülgün İlgen, Ülker Aksu ve Serpil Eroymak'tan oluşan İstanbul Şarkıcıları adlı grubun "Oooh Oooh" 45'liği çıkar piyasaya. 45'liğin A yüzünde şarkının sözlü, B yüzünde ise enstrümantal versiyonları yer almaktadır. Sözlerini Zeren'in yazdığı, bestesini Baha Boduroğlu'nun yaptığı "Oooh Ooh", o dönemde Türkiye'de yaşanan sıkıntıları, benzin, tüp gaz, yağ, mazot kuyrukları hicveden, bir parça siyasi, ironik bir şarkıdır. 


1979 yılında bir "Oh Oh"lu şarkı da Nilüfer tarafından yapılır. Bir yabancı şarkıdan Yeşil Giresunlu tarafından Türkçe'ye adapte edilen "Oohhh Oohhh", Nilüfer kariyerinin gelmiş geçmiş en alaycı, en esprili ve en abartılı  nispet şarkısıdır (şimdiki tabiriyle "giderli" bir şarkıdır yani.) Şarkı o yıl 45'lik plak olarak yayımlanır ve Nilüfer albümlerine girmez. Yıl oldu 2013 ama bu şarkı Nilüfer'in yeniden yayımlayan sayılı şarkısından biri olarak arşivlerde duruyor. (Bu şarkının orijinalini bütün aramalarıma rağmen bulamadım; hatta Türkçe sözleri yazan Yeşil Giresunlu'ya da sordum ama o da hatırlamıyor. Bir bulan olursa ve bana da söylerse mesut olurum.)


Türk popüler müzik tarihinin bir başka "Oh Oh"lu şarkısı ise 1993 yılında yapıldı. Söz ve müziği Selami Şahin'e ait olan "Sefam Olsun (Oh Oh)", Şahin'in o çok bildik esprili diliyle, tam da Bülent Ersoy söylesin diye yazılmış gibi duran bir şarkıydı. Özellikle "kuru sulu karıştırıp içiyorum" cümlesiyle hafızalara kazınan bu şarkının eğlenceli alaturka/arabesk şarkılar klasmanında bir klasik haline geldiğini söylemek sanırım yanlış olmaz. 


"Oh Oh" kalıbını siyasi hiciv olarak kullanan Baha Boduroğlu'ndan yıllar sonra bu defa Sezen Aksu benzer bir kurguda bir "Oh Oh" şarkısı yaptı. Bu defa doğrudan siyasi göndermeler değil ama, anlayanı bam telinden vuracak toplumsal eleştiri içerikli cümlelerle dolu bu yeni "Oh Oh", Aksu'nun 2000 yılında yayımlanan "Deliveren" adlı albümünde yer aldı. Toplumca yaşadığımız onca travmaya, içinden geçtiğimiz onca acıya karşın nasıl delirdiğimizin hikâyesiydi aslında Sezen Aksu'nun "Oh Oh"u. "Suyundan da, şuyundan da, buyundan da koy," diye eğlenirken biz, aslında ağlanacak halimize göbek atıyorduk farkında olarak ya da olmadan.



Tabii "Oh Oh" diye diye, dertsiz tasasız eğlenmek, hatta belki sevgiliye beddua etmek de mümkündü. İşte onu da Ankaralı Coşkun yaptı. Şimdilerde "Ankara'nın Bağları"yla bir fenomene dönüşmüş Coşkun'un "Oh Oh"u 2009 yılında yayımlanan aynı adlı albümünde yer aldı. Tam Flash TV eğlence programlarına uygun bir şarkıydı. Yeni nesil Ankara havalarının her motifini taşıyordu. Pullu mendiller elde, şıkır şıkır oynayıp döktürmemek için bir sebep yoktu. Öyle de yapıldı zaten.


Hepsi bu değil. Ama "Oh Oh"lu şarkı deyince benim ilk aklıma gelenler bunlar oldu. Yoksa daha "Oh Olsun" kalıbından üretilmiş bir dolu şarkı, "Oh Be"ler, "Oh Ya"lar ve daha neler neler var. Onlar da başka bir incelemenin konusu olur belki.

NOT: Yazının başlığı mı? Vallahi ben uydurmadım; böyle de bir şarkı var. Meraklısı, arar bulur.

ARALIK 2013